dam - Vikisözlük (original) (raw)

Ayrıca bakınız: dâm

dam

  1. (metrik sistem, ölçme) 101 metre (dekametre) için kullanılan metrik uzunluk birimi.

dam (belirtme hâli damı, çoğulu damlar)

Evlerin damları

  1. (mimarlık) Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm.
    • "Pencerenin önüne geçmiş, dalgın ve hiddetli nazarlarıyla karşıki damları seyrediyordu." - Ercüment Ekrem Talu
  2. (iskân) Üzeri toprak kaplı, küçük ev.
    • "Hekim kendisine üç ay, tam üç ay damdan dışarı çıkmaya izin vermemişti." - Nabizade Nâzım
  3. (argo, hapishane) cezaevi
    • Ben dam­dayken, kaçırarak evlendiğim, yavuklum, karım, beni aldatıyor­muş.
      — Oktay GÜZELOĞLU, 1997, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, s. 55, Hiç Yayınları
  4. (yapılar, hayvancılık) ahır.
    • "At damında çocuğa çok iyi bir yer yapmıştı." - Halide Edip Adıvar

Osmanlı Türkçesi دام‎, o da Fransızca dam/dame.

dam (belirtme hâli damı, çoğulu damlar)

  1. (dans, kadın) Dansta erkeğe eş olan kadın.
    • "Erkeklerin kimi damlarının elinden, kimi kolundan, kimi de hafifçe omzundan tutmuş, geliyorlardı." - Çetin Altan
  2. (iskambil) İskambil kâğıtlarında kız.

dama çıkmak, damdan düşer gibi

dam aktarma, dam altı, dam koruğu, ısıdam, aş damı, domuzdamı, hayvan damı, öküz damı.

dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı, dam üstünde saksağan, vurdum beline kazmaylan

dam

dam

  1. (mimarlık) çatı, örtü

Eski Türkçe tam

dam

  1. ahır

dam (çoğulu dams)

  1. baraj

Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

  1. tat, lezzet

dam

  1. (mimarlık) çatı, örtü
  2. tat
  3. ahır
  4. binanın göğe bakan kısmı