dam - Vikisözlük (original) (raw)
| Ayrıca bakınız: dâm |
|---|
dam
dam (belirtme hâli damı, çoğulu damlar)
Evlerin damları
- (mimarlık) Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm.
- "Pencerenin önüne geçmiş, dalgın ve hiddetli nazarlarıyla karşıki damları seyrediyordu." - Ercüment Ekrem Talu
- (iskân) Üzeri toprak kaplı, küçük ev.
- "Hekim kendisine üç ay, tam üç ay damdan dışarı çıkmaya izin vermemişti." - Nabizade Nâzım
- (argo, hapishane) cezaevi
- Ben damdayken, kaçırarak evlendiğim, yavuklum, karım, beni aldatıyormuş.
— Oktay GÜZELOĞLU, 1997, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, s. 55, Hiç Yayınları
- Ben damdayken, kaçırarak evlendiğim, yavuklum, karım, beni aldatıyormuş.
- (yapılar, hayvancılık) ahır.
- "At damında çocuğa çok iyi bir yer yapmıştı." - Halide Edip Adıvar
Osmanlı Türkçesi دام, o da Fransızca dam/dame.
dam (belirtme hâli damı, çoğulu damlar)
- (dans, kadın) Dansta erkeğe eş olan kadın.
- "Erkeklerin kimi damlarının elinden, kimi kolundan, kimi de hafifçe omzundan tutmuş, geliyorlardı." - Çetin Altan
- (iskambil) İskambil kâğıtlarında kız.
dama çıkmak, damdan düşer gibi
dam aktarma, dam altı, dam koruğu, ısıdam, aş damı, domuzdamı, hayvan damı, öküz damı.
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı, dam üstünde saksağan, vurdum beline kazmaylan
dam
Fince: tiilikatto (fi), karjasuoja (fi), rouva (fi)
Macarca: cseréptető (hu)
:Eski Türkçe: örtmen
Türk Dil Kurumuna göre "dam" maddesi
Vikipedi'de dam
dam
Eski Türkçe tam
dam
- Etymological Dictionaries - Andras Rajki
dam (çoğulu dams)
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.
dam