girmek - Vikisözlük (original) (raw)

Tren, gara giriyor (1)

Vidalar, kutudaki gözlere girmiş (2)

Öğrenciler sınava girmiş (3)

Fatih, İstanbul'a giriyor (4)

Newton, kafasına elma düştükten sonra yer çekimi konusunagirecek. (5)

İnsanlar, yarışa girecek . (6)

Adama , COVİD girmiş . (7)

Çocuklar, denize girmişler. (8)

Sonbahar girdi. (9)

Kadının koluna bir ağrı girdi. (10)

Osmanlı Türkçesi گیرمك‎ (girmek) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *kīr- sözcüğünden devralındı.

girmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi girer)

  1. Dışarıdan içeriye geçmek; kaçmak.
    • "Birlikte kiliseden içeri giriyoruz, ben topallıyorum." -
  2. sığmak
    • Elim bu eldivene girmiyor.
  3. katılmak
    • Liseyi bitirdiği yıl hiç çalışmadan girdiği sınavda üniversiteyi kazanamamıştı.
      — Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, s. 45, İletişim Yayınları
  4. Almak, fethetmek.
    • "Ordularımız İstanbul'a girdiler." - Memduh Şevket Esendal
  5. İncelemek, ayrıntılara inmek
  6. Girişmek, başlamak.
    • yıldızların dibinde umudsuz türkülere giren/tütün koyun ve kıl kokulu çobanlar
      — Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, s. 41, Ataç Kitabevi
  7. Bulaşmak
    • Koyunlara kelebek hastalığı girdi.
  8. Su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak.
    • "Şimdi git, at içinden sıkıntıyı. Denize gir. Yorul." - Necati Cumalı
  9. (zaman)Zaman anlamlı kavramlar içinde gelmek.
  10. İlkbahar girdi.
  11. Ağrı, sancı başlamak, saplanma
  12. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek:
  1. İyice anlamak, iyice bilmek.
  2. Kavgaya tutuşmak.
  3. Erişmek, ulaşmak.
  1. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak.
  1. Yazılmak, başlamak:
  1. Yüklenmek
  2. (hukuk) Tecavüz etmek, bir yere geçmek
  1. (Kıbrıs ağzı)Arpa veya buğdayın biçilecek olgunluğa erişmesi
  2. (Kıbrıs ağzı)Ekmek hamurunun kabarıp yarılması

aralarına kara kedi girmek, aslan ağzına girmek, bahse girmek, bir yaşına daha girmek, birbiri girmek, birbirine girmek, çıkmaza girmek, deliğe girmek, içine girmek, mahremiyetine girmek yürürlüğe girmek

çeviriler