dönmek - Vikisözlük (original) (raw)
Heceleme: dön‧mek
Çarklar dönüyor (1)
Kalabalık evlerine dönüyor. (2) Kalabalıktan bazı insanlar yolun sağ sapağına dönmüş (3)
Sola dönmek yasak (4)
dönmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi döner)
- kendi çevresinde ya da başka bir şeyin etrafında hareket etmek
- İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum. - Yusuf Ziya Ortaç
- geri gelmek, geri gitmek
- Bu düşünceden kurtulmak için tekrar hastabakıcı meselesine döndü.
— Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 12, Dergâh Yayınları
- Bu düşünceden kurtulmak için tekrar hastabakıcı meselesine döndü.
- yönelmek
- Babam birdenbire bana döndü. - Sait Faik Abasıyanık
- sapmak
- Gülümseyerek bir köşeyi döndü. - Peyami Safa
- bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
- Biz kahveden çıkarken kar tipiye dönüyordu.
— Semih ÖZTÜRK, 2018, Önce Dağlar Kar Tutacak, s. 29, Varlık Yayınları
- Biz kahveden çıkarken kar tipiye dönüyordu.
- sınıfta kalmak
- Çocuk çalışmazsa bu yıl döner.
- durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek
- 'Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar. - Reşat Nuri Güntekin
- belirli bir yerde dolaşmak
- kendini bir yandan bir yana çevirmek
- Yatağında sabaha kadar dönüp durdu.
- yöneltilmek, düzene koyulmak, çekip çevrilmek
- "Her kadehin vergisini verirsem burası döner mi sanıyorsun?" dedi, üstünden zamanın rüzgârı geçmiş bomboş restoranı işaret ederek.
— Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, s. 231, Can Sanat Yayınları
- söz konusu etmek, hatırlamak
- Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim. - Haldun Taner
- bırakılan bir konu veya işe başlamak
- (mecaz) hileyle, gizlice yapılmak
- Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum. - Refik Halit Karay
- (din) inanç, din veya düşüncesini değiştirmek
Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti. - Ömer Seyfettin
ağlama duvarına dönmek, başı dönmek, deliye dönmek, divaneye dönmek, dut yemiş bülbüle dönmek, dönüp dolaşmak, dönüp geriye bakmak
çeviriler