fiske - Vikisözlük (original) (raw)
fiske (belirtme hâli **fiske, çoğulu fiskeler)
- parmak uçlarıyla yapılan hafif vuruş
- Ayağım yerdeki tümseğe takılsa göle atılan ufacık bir fiske taşın büyüyen halkaları gibi içimde gittikçe genişliyor, sendelediğimi gördüler diye, o günümü mahvediyor.
— Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 38, Alakarga Sanat Yayınları
- Ayağım yerdeki tümseğe takılsa göle atılan ufacık bir fiske taşın büyüyen halkaları gibi içimde gittikçe genişliyor, sendelediğimi gördüler diye, o günümü mahvediyor.
- İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı
fiske (karşılaştırma daha fiske, üstünlük en fiske)
- (ölçü miktarları) iki parmak ucu ile tutulabilen miktarda olan
- Bir koşu gidip ekmek getirmişler hemen, içine ikiye bölünmüş çakır bir domatesle yarım soğan koyup, bunların üstüne de bir fiske tuz serpip vermişler.
— Hasan Ali TOPTAŞ, 2020, Kuşlar Yasına Gider, s. 29
- Bir koşu gidip ekmek getirmişler hemen, içine ikiye bölünmüş çakır bir domatesle yarım soğan koyup, bunların üstüne de bir fiske tuz serpip vermişler.
Türk Dil Kurumuna göre "fiske" maddesi
fiske
- (balıkçılık) balıkçılık