kestirmek - Vikisözlük (original) (raw)
kestirmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kestirir)
Hayvan aşırı sıcaktan bunalmış ve kestiriyor (5)
- Kesme işini yaptırmak:
- Köyde kefenlik bez olmadığı için Selim sandalın yelkenini kestirip kefen diktirdi. - Halikarnas Balıkçısı
- Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak; biçmek, tahmin etmek; biçmek, tahmin etmek
- Ben bu kadar şeyi kestiremez miyim? - M. Ş. Esendal
- Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak:
- Bebeğin sütünü limon sıkarak kestirdi.
- Karar vermek
- Söze nereden, nasıl başlayacağımı kestiremiyorum. - H. Taner
- Kısa bir süre uyumak; şekerleme yapmak
- Rahmi peykenin köşesine büzülmüş, kestiriyordu. - B. Felek
- Anlamak, farkına varmak:
- Bu çocuk zaten hâlâ durumunu kestirememiştir. - B. Felek
çeviriler
Fince: leikkauttaa (fi), päättää (fi)
Fransızca: estimer (fr) (2.), se décider (fr) (4.), faire un somme (fr) (5.), faire une sieste (fr) (5.)
Kürtçe: dan birîn (ku), gumankirin (ku), hênijîn (ku), pê dan birandin (ku), pê dan jêkirin (ku), pê dan qutkirin (ku), pê dan birîn (ku), dan qusandin (ku), dan kurkirin (ku), dan jêkirin (ku)
Özbekçe: chamalamoq (uz)
Rusça: определять (ru) (opredelyatʹ)
Türk Dil Kurumuna göre "kestirmek" maddesi