yakmak - Vikisözlük (original) (raw)

yakmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi yakar)

Mum yakıyor (1)

Çöpleri yakıyorlar (2)

Tren, farlarını yakmış (4)

Bu biber acıdır, ağzını yakar (6)

  1. yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak
    Kendi sigarası için yaktığı kibriti bana uzattı. - F. R. Atay
  2. ateşle yok etmek
    Çöpleri yakmak.
  3. kına, yakı vb.ni koymak, sürmek
  4. ışık vermesini sağlamak
    • peki koridorda niye ışık yakmıyorlar
      — Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, s. 77, Ataç Kitabevi
  5. ısı etkisiyle zarar vermek
    Eteği ütülerken yaktı.
  6. keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek
    Biber ağzı yakar.
  7. yanıyormuş gibi bir etki yapmak
    Hekime daima şarabın midelerini yaktığından bahsederler. - F. R. Atay
  8. kurutmak, zarar vermek
    Fırtına ekinleri yakmıştı. - S. F. Abasıyanık
  9. çok sıcak olmak
    Bugün güneş yakıyor.
  10. karartmak
    Güneşte vücudunu yaktı.
  11. çok üşütmek
    Soğuk rüzgâr insanın yüzünü yakıyor.
  12. (tıp) tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak
  13. silahla vurmak
  14. ateşli silahta mermi ateşlemek
  1. yıkıma, zarara yol açmak, büyük zarara uğratmak, mahvetmek
    Gözü mavi, boyu kısa, kendi muhacir olmasın. Ne olursa olsun makbulüm. Aman bu üçüne dikkat et. Beni yakma. - Ö. Seyfettin
  2. güçlü sevgi uyandırmak
  3. zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek
    Biletini ve tatilini yaktı.
  4. türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek

abayı yakmak, ağıt yakmak, çırasını yakmak, gemileri yakmak, kalori yakmak, kınalar yakmak, mum yakmak, pire için yorgan yakmak, yeşil ışık yakmak, yere bakıp yürek yakmak

  1. sirayet etmek, bulaşmak

  2. yaklaşmak

  3. dokunmak

  4. yakmak