zarf - Vikisözlük (original) (raw)
Osmanlı Türkçesi _ظرف_, Arapça _ظَرْف_ (ẓarf)
zarf (belirtme hâli zarfı, çoğulu zarflar)
(bilgi bilimi, posta): İki zarf (1)
Zarf içinde kahve fincanları (2)
- (kaplar, posta) İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese:
- "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler." - Ahmet Haşim
- (kaplar) İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap.
- Nesrin'in yardımcısı Seniha Hanım'ın getirdiği kahveleri bakır zarfları içinde her biri birer berjerin kenarından alan Nesrin Hanım'la Ali Raif Bey kahve masası üzerine birbiri ardına iki gümüş tabaka çıkarıp bıraktıklarında ben ikili koltukta Seniha Hanım'ın elindeki tepsiden kahveyi alırken az daha üzerime döküyordum.
— Nalân KİRAZ, 2014, Gölgeli Konak, s. 108, Alakarga Sanat Yayınları
- Nesrin'in yardımcısı Seniha Hanım'ın getirdiği kahveleri bakır zarfları içinde her biri birer berjerin kenarından alan Nesrin Hanım'la Ali Raif Bey kahve masası üzerine birbiri ardına iki gümüş tabaka çıkarıp bıraktıklarında ben ikili koltukta Seniha Hanım'ın elindeki tepsiden kahveyi alırken az daha üzerime döküyordum.
- Kılıf
- (dil bilimi) bir Fiilin, sıfatın veya zarfın anlamını zaman, durum, yer, ölçü, nitelik ve soru kavramları bakımından belirleyen veya sınırlayan kelime; belirteç: belirteç
- Dil bilgisinden zarfları anlatırken öğretmen birden bağırmaya başladı. - M. İzgü
fincan zarfı, zarf tümleci,zarf yaka
- Türk Dil Kurumuna göre "zarf" maddesi