iç - Vikisözlük (original) (raw)
- Eski Türkçe
- Heceleme: iç
iç (belirtme hâli **iç, çoğulu içler)
İnsanlar, geminin içindeler. (1)
Kadın, çiçekleri sepetin içine atıyor. (2)
Aletin bir ucu, ağacın içinde kalmış. (3)
İnsanın içinin bir görüntüsü. (8)
- Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer. dış karşıtı; dâhil.
- "Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir." - Çetin Altan
- Oyuk şeylerin boşluğu.
- Kabağın içini oyup doldurdum.
- Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
- Tahtanın içi çürümüş.
- Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse; ara.
- Ten ile dış giysiler arası.
- "Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum." - Erhan Bener
- Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.
- Ekmek içi. Ceviz içi.
- (yiyecekler) Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
- (anatomi) İnsan vücudunun mide, bağırsak, kalp, ciğer gibi organlarının bulunduğu kısım.
- Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri; ciğer, derun, ]yürek.
- "İçimizdeki sevinçleri, kederleri paylaşacak insan nerede?" - Sait Faik Abasıyanık
- Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım.
iç (karşılaştırma daha iç, üstünlük en iç)
- Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan; domestik.
- Fotoğraflar arasında, aile içinde çekilmiş olanlar kadar, Emir Zâde Kemâleddin Bey'in muhtemelen yakın çevresindeki dostlarına âit kimi görüntüler de yer almaktadır.
— Ziya Kenan BİLİCİ, 2017, Cam Negatiflerde İstanbul'un İzleri: İmparatorluk'tan Cumhuriyete, s. 208, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
- Fotoğraflar arasında, aile içinde çekilmiş olanlar kadar, Emir Zâde Kemâleddin Bey'in muhtemelen yakın çevresindeki dostlarına âit kimi görüntüler de yer almaktadır.
- Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan.
- "İç kapının perdesi yanlara doğru açıldı." - Peyami Safa
- İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan.
- İç dünyamız.
iç dökmek, içini dökmek, iç açmak, iç bağlamak, iç çekmek, iç etmek, iç geçirmek, iç gıcıklamak, içi açılmak, içi alaylı, dışı kalaylı, içi almamak, içi bayılmak, içi beni yakar, dışı eli yakar, içi beni yakar, dışı seni yakar, içi boşalmak, içi bulanmak, içi burkulmak, içi cız etmek, içi çekmek, içi daralmak, içi dayanmamak, içi dışı bir olmak, içi dışına çıkmak, içi erimek, içi ezilmek, içi ezim ezim ezilmek, içi geçmek, içi gitmek, içi götürmemek, içi hop etmek, içi ısınmak, içi içine geçmek, içi içine sığmamak, içi içini yemek, içi kabul etmemek, içi kağşamak, içi kalkmak, içi kabarmak, içi kan ağlamak, içi kapanmak, içi kararmak, içi kazınmak, içi kıyılmak, içinde duymak, içinde kaybolmak, içindeki ateş yalazlanmak, içinden kopmak, içinden çıkmak, içinden geçirmek, içinden geçmek, içinden gelmek, içinden gülmek, içinden kan gitmek, içinden konuşmak, içinden okumak, içinden olmak, içinden yanmak, içinde yüzmek, içine almak, içine ateş atmak, içine ateş düşmek, içine atmak, içine baygınlıklar çökmek, içine çekilmek, içine kapanmak, içine çekmek, içine daralma gelmek, içine dert olmak, içine doğmak, içine dokunmak, içine etmek, içine sıçmak, içine fenalık gelmek, içine fenalık basmak, içine hüzün çökmek, içine işlemek, içine konuşmak, içine kurt düşmek, içine kuşku çökmek, içine oturmak, içine sinmek, içine sokacağı gelmek, içine su serpilmek, içine tükürmek, içini acıtmak, içini açmak, içini bayıltmak, içini kıymak, içini boşaltmak, içini burkmak, içini çekmek, içini çürütmek, içini dondurmak, içini dökmek, içini ezmek, içini ısıtmak, içini karartmak, içini kemirmek, içini kurt yemek, içini kurt kemirmek, içinin ateşi küllenmek, içinin yağı erimek, içini okumak, içini parçalamak, içini parça parça etmek, içini sarmak, içini sıkmak, içini sızlatmak, içini yakmak, içini yemek, içi paralanmak, içi parçalanmak, içi pır pır etmek, içi rahat etmek, içi sıkılmak, içi sızlamak, içi sürmek, içi titremek, içi vık vık etmek, içi fık fık etmek, içi pır pır etmek, içi yağ bağlamak, içi yanmak, iç tutmak.
iç acısı, iç ağ, iç ağa, iç asalak, iç bakla, iç barış, iç başkalaşım, iç bayıltıcı, iç bellek, iç borç, iç borçlanma, iç bölge, iç bulantısı, iç burukluğu, içbükey, iç cep, iç cümle, iç çamaşırı, iç çokgen, iç denetçi, iç denetim, içdenetir, iç denge, iç denizi, iç deri, iç donu, iç dünya, iç ek, iç etek, iç evlilik, iç ezan, iç gezegen, iç göbek, iç göç, içgöreç, içgörü, iç görüm, içgüdü, iç güveyi, iç güveyisi, iç harp, iç hastalıkları, iç hat, iç ısı, iç içe, iç işleri, iç itim, iç itmek, iç kafiye, iç kapak, iç kavuz, iç kulak, iç kuyu, iç lastik, iç merkez, iç mimar, iç mimari, iç odun, iç oğlanı, iç organlar, içörgü, iç pazar, iç pilav, iç plazma, iç politika, iç saha, iç salgı, iç savaş, iç sesi, iç spikeri, iç su, iç sürme, içtepi, iç ters açı, iç turizm, iç tümce, iç tüzük, iç uyak, iç vuruş, içyağı, iç yarıçap, iç yıkama, iç yönetmelik, içyüz, iç yüz, iç zar, içe bakış, içe dönük, içe kapanık, içe yöneliklik, içi boş, içi çıfıt çarşısı, içi dar, içi fesat, içi geniş, içikızıl, içi tez, için için, içler acısı, sağ iç, sol iç, avuç içi, badem içi, bakla içi, ceviz içi, çevrim içi, ders içi, dil içi çeviri, fındık içi, fıstık içi, hafta içi, hizmet içi eğitim, kavuniçi, meslek içi eğitim, meyve içi, rahim içi araç, yurt içi.
ad
- Almanca: Innere (de)
- Azerice: iç (az)
- Eski Türkçe: kılınç (otk) (kılınç)
- Fince: sisin (fi), sisäpuoli (fi), suhde (fi)
- Fransızca: intérieur (fr)
- Gagavuzca: iç (gag)
- İngilizce: inner (en), inside (en), interior (en), internal (en), intestine (en), stuffing (en), content (en), heart (en), mind (en), entrails (en), offal (en)
- Kırım Tatarca: iç (crh)
- Rusça: внутренность (ru) (vnutrennostʹ)
ön ad
Türk Dil Kurumuna göre "iç" maddesi
iç
- iç
iç
- iç
iç
- iç
iç
iç
iç
- iç