uzun - Vikisözlük (original) (raw)

uzun

(ön ad): Uzun bir koridor (1)

  1. İki ucu arasında fazla uzaklık olan; levent, maksi, kısa karşıtı.
  2. (zaman) Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren.
    • Uzun ince bir yoldayım. Gidiyorum gündüz gece? - Âşık Veysel
  3. Birçok kez yapılan.
    • Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür. - M. Kaplan

uzun

  1. Uzun süre devam edecek biçimde, uzun süre.
    • Bununla beraber bu zalim düşünceler uzun sürmez, her fikir zıddıyla beraber geldiği için Mümtaz onlardan çabuk kurtulurdu." - Ahmet Hamdi Tanpınar
  2. ayrıntılı, derinlemesine
    • Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar. - H. E. Adıvar

saçı uzun aklı kısa, uzun atlama, uzun boylu, uzun burunlu, uzun dalga,uzun dalga bandı, uzun gövdesi, uzun hikâye, uzun ivdirici, uzun kulaktan haber almak, uzun oturmak, uzun süreli, uzun uzadıya, uzun yaşın ahiri ölüm

ad

ön ad

uzun

  1. uzun

uzun

  1. uzun

uzun

  1. uzun

uzun

  1. uzun

uzun

  1. uzun

Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

  1. uzun

uzun

  1. uzun