var - Vikisözlük (original) (raw)

Osmanlı Türkçesi _وار_‎

var (karşılaştırma daha var, üstünlük en var)

  1. Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı.
    • Fakat hayır, o bunu diyeceği yerde, "Madem ki düşünüyorum. O hâlde varım, madem ki duyuyorum, o hâlde varım, madem ki harp ediyorum, o hâlde varım, madem ki ıstırap çekiyorum, o hâlde varım! Sefilim varım, budalayım varım, varım!" diyordu.
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfalar 74-75, Dergâh Yayınları

var (belirtme hâli **var, çoğulu varlar)

  1. Elde bulunan her şey.
    • Elimizden alınan şeyler bütün varımız ve bütün varlığımızdır.R. E. Ünaydın

armutun sapı var, üzümün çöpü var demek,

bacak kadar boyu var türlü türlü huyu var,

cehenneme kadar yolu olmak,

ismi var cismi yok,

işin içinde iş var,

kaşının altında gözün var dememek,

parmağı var,

vardan yok olmaz

var gücüyle, var hızıyla, var kuvvetiyle, varoluş, varsanı, varsayım, varsaymak, varyemez, var yılı, vara yoğa, varı yoğu

ad

ön ad

Eski Türkçe _bar_‎ (bar)

var

  1. var

var

  1. (belgisiz adıl): cümle âlem, her, herkes, kâinat

var

  1. nerede

var

  1. değil
  2. hayır (olumsuz)