Gündoğan Alpay | Celal Bayar University (original) (raw)
Türkoloji
Address: M.C.B.Ü. İlhan Varank Yerleşkesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Muradiye/Manisa
less
Related Authors
Recep Tayyip Erdogan University, Faculty of Education
Uploads
Papers by Gündoğan Alpay
(ESKİ UYGUR DÖNEMİ TIP METİNLERİNDE GÖZ HEKİMLİĞİ) S. SAMİ İLKER ARMAĞANI, 2022
Manisa Akademik Araştırmalar Işığında (Türk Dili ve Edebiyatı & İlahiyat & Sosyoloji), 2022
X. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildiri Kitabı, 2019
Dil Araştırmaları Dergisi, Sayı: 25 Güz 2019 Ankara., 2019
Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan Karamanlılar, Hristiyan olmalarının yanı sıra... more Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan Karamanlılar, Hristiyan olmalarının yanı sıra Türkçeden başka bir dil kullanmamış ve eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazıya geçirmişlerdir. Bu eserlerde İç Anadolu ağzına dayalı olan ve Karamanlıca olarak adlandırılan bir yazı dili kullanmışlardır. Karamanlıca, gerek söz varlığı gerek yazım hususiyetleri, gerek de söz dizimi olarak Grekçeden etkilenmiştir. Tüm bu özellikleri ile Karamanlıca, pek çok araştırmacının dikkatini çekmiştir. J. Eckmann’dan bu yana Karamanlıca metinler üzerine yapılan çalışmalarda “ses boşluğu” tabiri kullanılır olmuştur. Bu terim, iki ünlü arasında kalan bir ünsüzün çeşitli sebeplerle ortadan kalması sonucu yan yana gelen iki ünlüyü karşılamak için kullanılır. Kanaatimizce Karamanlıca metinlerde Grek etkisi olarak düşünülmüş ve kabul görmüş bu hadise, gerçeği tüm yönüyle ifade edememektedir. Türkçenin ses sistemine aykırı olan bu ses olayı, metinlerin konuşma diline dayanması ve yazıcıların mevcut sesleri duymayıp, yazıda ifade edememeleri ile açıklanabilir. Ayrıca Grek alfabesindeki işaretlerin ses değerleri de bu noktada iyi irdelenmelidir.
Thesis by Gündoğan Alpay
(YÖK Tez No: 906474), 2024
Translation by Gündoğan Alpay
Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi (ÇÜTAD) Aralık-2021 Cilt 6, Sayı 2), 2021
Bu çalışma, Franz Boas’ın editörlüğünde yayınlanan General Anthropology adlı kitabın “Language” a... more Bu çalışma, Franz Boas’ın editörlüğünde yayınlanan General Anthropology adlı kitabın “Language” adlı bölümünün dilimize çevirisidir. Bu bölüm, insan toplulukları arasında dilin rolünü, çeşitli başlıklar altında genel olarak ortaya koymayı amaçlasa da dilbilimsel açıdan önemli fikirlere kaynaklık etmiştir. Yazarın özellikle dilbilgisi başlığı altında dilbilgisinin dildeki rolüne ilişkin tespitleri, kendisinden sonra gelen dil-zihin ilişkisi tartışmalarında önemli bir dayanak noktası teşkil etmiştir. Boas’a göre dilbilgisi, kelimelerin cümle içerisindeki yerini belirlemeye ek olarak her deneyimin dile getirilmesi “gereken” yönlerini de belirlemektedir. Boas’ın bu fikirleri Edward Sapir’i Amerika yerlilerinin dillerini incelemeye yöneltmiş, ayrıca Rus asıllı Amerikalı dilbilimci Roman Jakobson’un da fikirlerine kaynaklık etmiştir. Guy Deutscher, dilin zihin üzerindeki etkisini ortaya koyarken Boas’ın bu bölümdeki fikirlerinden destek almış ve kuramsal olarak her dilin her şeyi ifade edebileceğini ancak diller arasındaki farkların, dilin konuşanları ifade etmek zorunda bıraktığı yapılarda aranması gerektiğine dikkat çekmiştir. Ona göre dildeki bu “gereken” yapılar konuşurların zihinleri üzerinde de etkiye sahiptir.
(ESKİ UYGUR DÖNEMİ TIP METİNLERİNDE GÖZ HEKİMLİĞİ) S. SAMİ İLKER ARMAĞANI, 2022
Manisa Akademik Araştırmalar Işığında (Türk Dili ve Edebiyatı & İlahiyat & Sosyoloji), 2022
X. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Bildiri Kitabı, 2019
Dil Araştırmaları Dergisi, Sayı: 25 Güz 2019 Ankara., 2019
Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan Karamanlılar, Hristiyan olmalarının yanı sıra... more Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan Karamanlılar, Hristiyan olmalarının yanı sıra Türkçeden başka bir dil kullanmamış ve eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazıya geçirmişlerdir. Bu eserlerde İç Anadolu ağzına dayalı olan ve Karamanlıca olarak adlandırılan bir yazı dili kullanmışlardır. Karamanlıca, gerek söz varlığı gerek yazım hususiyetleri, gerek de söz dizimi olarak Grekçeden etkilenmiştir. Tüm bu özellikleri ile Karamanlıca, pek çok araştırmacının dikkatini çekmiştir. J. Eckmann’dan bu yana Karamanlıca metinler üzerine yapılan çalışmalarda “ses boşluğu” tabiri kullanılır olmuştur. Bu terim, iki ünlü arasında kalan bir ünsüzün çeşitli sebeplerle ortadan kalması sonucu yan yana gelen iki ünlüyü karşılamak için kullanılır. Kanaatimizce Karamanlıca metinlerde Grek etkisi olarak düşünülmüş ve kabul görmüş bu hadise, gerçeği tüm yönüyle ifade edememektedir. Türkçenin ses sistemine aykırı olan bu ses olayı, metinlerin konuşma diline dayanması ve yazıcıların mevcut sesleri duymayıp, yazıda ifade edememeleri ile açıklanabilir. Ayrıca Grek alfabesindeki işaretlerin ses değerleri de bu noktada iyi irdelenmelidir.
(YÖK Tez No: 906474), 2024
Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi (ÇÜTAD) Aralık-2021 Cilt 6, Sayı 2), 2021
Bu çalışma, Franz Boas’ın editörlüğünde yayınlanan General Anthropology adlı kitabın “Language” a... more Bu çalışma, Franz Boas’ın editörlüğünde yayınlanan General Anthropology adlı kitabın “Language” adlı bölümünün dilimize çevirisidir. Bu bölüm, insan toplulukları arasında dilin rolünü, çeşitli başlıklar altında genel olarak ortaya koymayı amaçlasa da dilbilimsel açıdan önemli fikirlere kaynaklık etmiştir. Yazarın özellikle dilbilgisi başlığı altında dilbilgisinin dildeki rolüne ilişkin tespitleri, kendisinden sonra gelen dil-zihin ilişkisi tartışmalarında önemli bir dayanak noktası teşkil etmiştir. Boas’a göre dilbilgisi, kelimelerin cümle içerisindeki yerini belirlemeye ek olarak her deneyimin dile getirilmesi “gereken” yönlerini de belirlemektedir. Boas’ın bu fikirleri Edward Sapir’i Amerika yerlilerinin dillerini incelemeye yöneltmiş, ayrıca Rus asıllı Amerikalı dilbilimci Roman Jakobson’un da fikirlerine kaynaklık etmiştir. Guy Deutscher, dilin zihin üzerindeki etkisini ortaya koyarken Boas’ın bu bölümdeki fikirlerinden destek almış ve kuramsal olarak her dilin her şeyi ifade edebileceğini ancak diller arasındaki farkların, dilin konuşanları ifade etmek zorunda bıraktığı yapılarda aranması gerektiğine dikkat çekmiştir. Ona göre dildeki bu “gereken” yapılar konuşurların zihinleri üzerinde de etkiye sahiptir.