gitmek - Vikisözlük (original) (raw)
Osmanlı Türkçesi كتمك (gitmek) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *kē(y)t- sözcüğünden.
gitmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi gider)
- bir yere doğru yönelmek, gidedurmak, uzanmak.
- bir yerden veya bir işten ayrılmak.
- çıkmak, ulaşmak
- belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak
- devam etmek, sürmek
Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin. — Memduh Şevket Esendal
- yakışmak, yaraşmak
- harcanmak, tüketilmek
Eline geçen paranın çoğu da İstanbul'da çoluğa çocuğa gidiyor. — Memduh Şevket Esendal
- gönderilmek, götürülmek
- yeter olmak, yetişmek, yetmek
- yol almak, yürümek
- dayanmak
- Sona ermek.
- Herhangi bir durumda olmak:
- Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?
- Yok olmak, elden çıkmak:
- "Gemiler ve saray hepsi gitti." - Falih Rıfkı Atay
- (ölüm, argo) ölmek
- Kalpten gitmiş, uyurken, sabah yatağında ölü bulmuşlar.
— Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, s. 70, Can Sanat Yayınları
- Başvurmak
- Mahkemeye gitmek.
- Bir şeyden zarar görmek.
- Duvarın boyası gitmiş.
- Makinenin işlemesi, çalışması.
- Bu saat iyi gidiyor.
- Satılmak
- Altın kaçtan gidiyor? Sait Faik Abasıyanık
- Yapmak
- Para ayarlamasına gitmek.
- Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak; yuvarlanmak.
- Bu işin sonu nereye gider.
- (yardımcı fiil) değerlendirmek, karşılamak, saymak
gide gele, gide gide, gitgide, git git, gitmeli gelmeli, gelimli gidimli
gitmek
- Almanca: gehen (de), fahren (de) (vasıtayla)
- Arapça: ذَهَبَ (ar) (ẕehebe)
- Çince: 去 (zh) (qù)
- Felemenkçe: gaan (nl)
- Fince: siirtä (fi)
- İngilizce: go (en)
- Rusça: уходить (ru) (uhoditʹ)
- Tatarca:
Kırım Tatarcası: ketmek (crh) - Türkçe:
Eski Türkçe: 𐰴𐰃𐱃 (otk) (qit¹)
Osmanlı Türkçesi: گیتمك (ota) - Türkmence: gitmek (tk)
ölmek
Türk Dil Kurumuna göre "gitmek" maddesi
Heceleme: git‧mek
gitmek