kalkmak - Vikisözlük (original) (raw)

Osmanlı Türkçesi قالقمق‎ (kalkmak) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *Kal(ï)- sözcüğünden.

Ayağa kalkmış insanlar (1)

Gemisinden kalkan (ayrılan) askerler (2)

Yeni kalkmış bir insan (3)

Konuşmacının eli yukarı kalkmış. (4)

Uçak kalkıyor (5), (6)

İki ayağının üzerine kalkmış bir hayvan (8)

kalkmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kalkar)

  1. oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak
    • Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı. - Halit Ziya Uşaklıgil
  2. gitmek üzere yerinden ayrılmak
    • Niye kalktınız, biraz daha otursaydınız.
  3. uyanarak yataktan ayrılmak
    • İstemeye istemeye, altüst olmuş yataktan kalktım. - Ömer Seyfettin
  4. yukarı doğru yükselmek
    • Terazinin bir gözü inince öbürü kalkar.
  5. (taşıtlar) yola çıkmak
    • Mürşit gitmedi, otobüs kalkana kadar beklemeye niyetliydi.
      — Ayfer TUNÇ, 2014, Dünya Ağrısı, sayfalar 214-215, Can Sanat Yayınları
      '
  6. uçmak, havalanmak
    • Uçak pistten kalktı.
  7. yerinden ayrılıp yol almaya başlamak
    • gemisi on bir yirmi beşte kalktı.
      — Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, s. 28, Ataç Kitabevi
  8. (hayvanlar) hayvanın iki arka ayağı üzerinde dik durum almak
    • At, art ayakları üzerine kalktı.
  9. kabarmak, ayrılmak
    • Masanın kaplaması kalktı.
  10. derlenip götürülmek
  1. hastanın iyileşerek gezecek duruma gelmesi
  1. varlığı, hayatı son bulmak
  1. yok olmak, artık bulunmamak
  1. girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek
  1. geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak
  1. uygulanmaz olmak
  1. güncelliğini yitirmek
  1. bir durumdan başka bir duruma geçmek
  1. başka yere gitmek, taşınmak
  1. ayakta beklemek

düşmez kalkmaz bir Allah

curcunaya kalkmak, hop oturup hop kalkmak oturup kalkmak, şaha kalkmak, ters tarafından kalkmak

çeviriler