uzatmak - Vikisözlük (original) (raw)
uzatmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi uzatır)
Kadın, adama topu uzatıyor (3)
- uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak
- Saç uzatmak. Tırnak uzatmak.
- başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek
- Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar. - Memduh Şevket Esendal
- bir şeyi vermek için birine yöneltmek
- Şu köşe rafında toz şeker kutusu var, uzatıver bana. - Aka Gündüz
- germek
- İp uzatmak.
- konuşmayı, tartışmayı sürdürmek
- Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar. - Memduh Şevket
- vermek, göndermek
- Can, topu Zeki'ye uzattı.
- süreyi artırmak, temdit etmek
- Yıllardır beklediği bu zevkli anları mümkün olduğu kadar uzatmak istediği her hâlinden belliydi. - İhsan Oktay Anar
ayağını yorganına göre uzatmak, çehre uzatmak, ona buna dil uzatmak
çeviriler
Eski Türkçe: esitmek (otk) (esitmek), uzutmak (otk) (uzutmak)
Fince: ojentaa (fi), pidentää (fi), ulottaa (fi), venyttää (fi)
Kürtçe: dirêj kirin (ku), berdan (ku)
Rusça: удлинять (ru) (udlinyatʹ), протягивать (ru) (protyagivatʹ)
Türk Dil Kurumuna göre "uzatmak" maddesi
uzatmak
- uzatmak
- Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.