uzatmak - Vikisözlük (original) (raw)

uzatmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi uzatır)

Kadın, adama topu uzatıyor (3)

  1. uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak
    • Saç uzatmak. Tırnak uzatmak.
  2. başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek
    • Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar. - Memduh Şevket Esendal
  3. bir şeyi vermek için birine yöneltmek
    • Şu köşe rafında toz şeker kutusu var, uzatıver bana. - Aka Gündüz
  4. germek
    • İp uzatmak.
  5. konuşmayı, tartışmayı sürdürmek
    • Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar. - Memduh Şevket
  6. vermek, göndermek
    • Can, topu Zeki'ye uzattı.
  7. süreyi artırmak, temdit etmek
    • Yıllardır beklediği bu zevkli anları mümkün olduğu kadar uzatmak istediği her hâlinden belliydi. - İhsan Oktay Anar

ayağını yorganına göre uzatmak, çehre uzatmak, ona buna dil uzatmak

çeviriler

uzatmak

  1. uzatmak