varmak - Vikisözlük (original) (raw)

Ayrıca bakınız: var

وارمق

varmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi varır)

  1. erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak
    • Korkuların olmadığı adalardan, uğultuların yerine bahar şarkıları duyulan bahçelerden geçerdi de renkli çiçeklerin, güzel kuşların süslediği ovalara varırdı.
      — Elif Nur AYBAŞ, 2021, Çocukluk Ormanına Altı Olta, s. 26, Varlık Yayınları
  2. belli bir duruma veya düzeye gelmek
    • Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı.
  3. hoş olmayan bir sona ermek
    • Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun. - P. Safa
  4. bir şeyi iyice anlamak veya duymak
    • Tadına varmak. Sırrına varmak.
  5. acımadan, çekinmeden yapmak
    • Eli varmak. Dili varmak.
  6. (aile) kadının evlennmesi
    • Gönül verdin derlerdi o delikanlıya; En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya - A. M. Dranas
  7. bir durumdan başka duruma geçmek
    • Secdeye varmak. Uykuya varmak.

ağzı kulaklarına varmak, anlaşmaya varmak, ardından varmak, arkuru varmak, arta varmak, aşak varmak, baş varmak, başa varmak, bilincine varmak, derde varmak, düşünceye varmak, elden varmak, ele varmak, eli ağzına varmak, ere varm, iyü varmak, sevincinden ağzı kulaklarına varmak, üstüne varmak, yol varmak

çeviriler

}