acı - Vikisözlük (original) (raw)

Eski Türkçe *āçığ‎ (*āçığ, “(1. acı tad, 2. ağrı, sancı)”), *āçı-‎ (*āçı-, “acımak”).

acı (belirtme hâli **acı, çoğulu acılar)

  1. (fizyoloji) Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.
    Acıyı sever.
  2. (duygular) Bir dış etkenin vücudun herhangi bir yerinde meydana getirdiği ezilme, yırtılma, sıkıştırılma vb. sebeplerle meydana gelen rahatsızlık hissi:
    Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi.Peyami Safa
  3. (mecaz, duygular) Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü; yara.
    İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir.Yusuf Ziya Ortaç

acı (karşılaştırma daha acı, üstünlük en acı)

  1. Tadı acı olan; biberli.
    • Acı kahvesini yudumluyordu.
  2. Çarpıcı, göz alıcı (renk).
  3. (mecaz) Keskin, şiddetli olan.
    • "Acı poyraz kuvvetle esiyordu." - Orhan Kemal
  4. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü olan.

acı görmek, acılar görmek, acı acıyı keser, su sancıyı, acı çekmek, acı duymak, acı gelmek, acı kılmak, acı patlıcanı kırağı çalmaz, acısı çıkmak, acısı içine çökmek, acısı içine işlemek, acısı yüreğine çökmek, acısı yüreğine işlemek, acısına dayanamamak, birinin acısını almak, acısını almak, acısını bağrına basmak, acısını bağrına gömmek, acısını içine basmak, acısını içine gömmek, acısını çekmek, acısını çıkarmak, acısını görmek, acısı ortaya çıkmak, acı söylemek, acı vermek

acı acı, acı ağaç, acı badem, acı bakla, acı bal, acı balık, acı ceviz, acı çiğdem, acı çürüklük, acı dülek, acı elma, acı fren, acı gerçek, acı haber, acı hıyar, acıkara, acı karpuz, acı kavak, acı kavun, acı kök, acı kuvvet, acı marul, acı meyan, acı ot, acı pelin, acı sakız, acı söz, acı su, acı tatlı, acı yavşan, acı yeşil, acı yonca, can acısı, ciğer acısı, evlat acısı, iç acısı, içler acısı, kalp acısı, kuyruk acısı, yürek acısı, yürekler acısı

ad

ön ad

acı

  1. acımak (eylem) sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumlu çekimi

acı

  1. acı
    Bu acı hamımıza dərindən təsir etmişdir. — Bu acı hepimize derinden tesir etti.

acı

  1. acı
    Bu suyun dadı acıdır. — Bu suyun tadı acıdır.

Eski Türkçe _achy_‎ (achy)

acı

  1. acı

acı

  1. acı