kara - Vikisözlük (original) (raw)

Arapça

Kara (1)

  1. (coğrafya, jeoloji) yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü; toprak, yeryüzü
    • Altı aydır da karadan uzaktasın?
      — Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, s. 37, İletişim Yayınları

karada ölüm yok, karaya ayak basmak, karaya çıkarmak, karaya düşmek, karaya düşürmek, karaya oturmak, karaya vurmak

kara birliği, kara iklimi, kara kurbağası, kara kuvvetleri, kara mili, kara saban, kara suları, kara vapuru, kara yeli, kara yolu, kara yosunu, anakara, çaykara

Osmanlı Türkçesi قرا(ota), o da Eski Türkçeden.

Orhun Kitabeleri'nde kara kelimesine sekiz yerde "fakir veya sıradan halk, avam", üç yerde "siyah renk" anlamında sıfat olmak üzere toplam 11 defa rastlanır.

kara (belirtme hâli **kara, çoğulu karalar)

(ad): Kelebeğin kanatları kara. (1)

  1. (renkler) en koyu renk, beyazın karşıtı; siyah.
  2. Esmer kişi.
  3. (mecaz) leke
  4. (mecaz) iftira

kara çalmak, kara kara düşünmek, karalar bağlamak, karalar giymek, kara sürmek

karaağaç, kara ağızlı, karaardıç, karaasma, karabacak, Karabağlar, kara baht, karabakal, karabaldır, karabalık, karaballık, karabasan, karabaş, karabatak, karabiber, karaborsa, kara boya, karabuğday, karabulut, kara bulut, karaburçak, kara cahil, karaciğer, kara cümle, karaçalı, karaçam, Karaçay, karaçayır, kara çıyan, karaçöpleme, karadağlı, kara damaklı, karadavar, kara delik, karadul, karadut, kara düzen, kara elmas, kara et, Karaevli, karafatma, kara fırın, karagevrek, karagöz, Karagöz, karagül, kara gün, karagürgen, kara haber, karahalile, Karahanlı, karahindiba, karahumma, karaiğne, karakabarcık, karakaçan, karakafes, kara kalem, kara kaplı kitap, karakarga, karakaş, karakavak, karakavuk, karakavza, karakeçi, kara kehribar, karakılçık, kara kış, kara koca, karakoncolos, kara kovan, karakucak, karakul, karakulak, kara kullukçu, kara kuru, kara kusmuk, karakuş, karakutu, kara kuvvet, karalahana, karaleylek, kara liste, kara maşa, kara mizah, kara nokta, kara para, kara pazar, karasakız, kara sarı, kara sevda, karasığır, karasinek, karasu, kara su, karataban, kara tahta, kara talih, karatavuk, kara toprak, kara tren, karaturp, kara yağız, karayaka, karayandık, karayanık, kara yas, kara yazı, kara yazılı, kara yazılılık, kara yel, karayemiş, kara yer, karayılan, kara yüz, acıkara, ağzı kara, bağrıkara, bağrı kara, bahtı kara, baldırıkara, baştankara, baştan kara, gönlü kara, gözü kara, incekara, karnıkara, karnı kara, kıçtankara, sırtıkara, yağlı kara, yanıkara, yüzü kara, fil dişi karası, horozkarası, kalecikkarası, papazkarası, sergikarası, tavukkarası, yürek karası, yüz karası

kara (karşılaştırma daha kara, üstünlük en kara)

(ön ad): Kara yüzlü bir koyun. (1)

  1. Kara renkli olan.
  2. (mecaz) Kötü, uğursuz, sıkıntılı olan.

kar + -a

kara

  1. kar (ad) sözcüğünün yönelme tekil çekimi

renkler

renkler

  1. adak
  2. kuru yer
  3. (coğrafya) deniz kenarı, sahil
  4. (renkler) kara, siyah

Eski Türkçe _qara_‎ (qara).

kara

  1. (renkler) kara

kara

  1. yüz